Yüreğimi ağzıma getiren o tecrübe: Pomlázka!

Ahoj:)

Epey bir zaman geldi geçti ve ben aylar sonra yeni bir blog yazısı yazmak için kolları ancak sıvıyorum.

Geçen süre içinde  birkaç Çek geleneğini istemeden de olsa tecrübe etme şansım(!) oldu. Edindiğim tecrübelere yönelik şunu  söyleyebilirim ki, en azından benim için, dünyalarımız gerçekten çok farklı.

Yakın bir zamanda Çek bir gelinin  'bekarlığa veda partisi'nin tam ortasında alakasız bir şekilde bulduk kendimizi. Genel olarak böyle adetler var mı yoksa bizim denk geldiğimiz grup mu hayal gücünü kullandı bilinmez, içinde gelinin yabancı bir erkeği öpmesi ya da yabancı bir erkeğe, kendisi ve beraber takıldığı grup için içki ısmarlatması gibi eğlenceler vardı. Gelin, elindeki ajandaya gerçekleştirdiği her madde için birer tik atıyor ve anları ölümsüzleştirdiği fotoğrafları da ajandanın içine sıkıştırıyordu.

Ben farklı bir noktaya değinmek istiyorum, bizde olsa erkeklerin pişmiş kelle gibi sırıtacağı, "cennete mi düştük bugün" ya da "piyango mu oynasak" gibi tepkiler verebileceği o anlara Çek erkekleri gayet mesafeli ve ağır başlı yaklaştı, ben ona şaşırdım. Duruma bozulan kızlar da bunu doğruladı: " Türk erkekleri hiç böyle değil" diyerek...Nasıl yani demeye kalmadan durum anlaşıldı ve evet, Türk erkekleri bizi her yerde gerçekten gururla temsil ediyor...

Gelin adayı ajandadaki yapılacaklar listesini toparlamaya çalışırken biz de kalanlarla ukulele çalıp sohbet ettik :)


Cek Cumhuriyeti`nde kadınların bu derece rahat olmaları, hiçbir hareketi için endişe duymamaları ki zaten bunu yaratacak bir ortamın da asla olmaması beni gerçekten geldiğim günden beri en çok şaşırtan detaylardan...

Zaten Prag`a geldiğinizde kadınların kendilerine olan güvenleri direkt fark ediliyor. Türkiye`de çoğu kadının yapamayacağı daha doğru bir değişle kadın oldukları için zaten işe alınmayacağı işlerde çalışıyor Çek kadınları. Birçoğu tramvay sürücüsü, çöpçü, taksici veya otobüs muavini...70 yaşında bile hala dinç bir şekilde çalışanlar var.

Havaalanından bizi almaya gelen  kadın taksici. 

Pomlázka Vakası

Şimdi düşünün ki sabahın köründe ve ilik sızlatan o soğukta, zar zor geldiğiniz o metroda, yarı uykulu halinizle metronun gelmesini bekliyorsunuz. Resmi tatil var ve dolayısıyla etraf ayrıca sessiz ve bu durum enteresan bir şekilde sinirinizi bozuyor derken birden kalçanızda belli belirsiz bir acı hissediyorsunuz.

Pomlazka: Paskalya'da erkeklerin kadınların kalçasına mani söyleyerek kamçıladıkları dal

İşte tam olarak başıma gelen olay, yüreğimi ağzıma getiren ve adeta Azer Bülbül gibi korkudan tir tir titreten o travmatik tecrübe...
O an ne yapmıştım acaba, gerçekten hatırlamıyorum. Korkuyla karışık o eblek bakışımı adam da fark etmiş ve o da bakışımdan epey  korkmuştu fakat manisini mırıldanmaya ve parlayan gözlük camlarıyla bana bakmaya devam ediyordu. 

Adam muhtemelen verdiğim tepkiye  şaşırmış olabilirdi tabii çünkü burada  kadınlar genelde buna ılımlı yaklaşıyordu, bir nevi eğlence olarak gördükleri için anın tadını çıkarıyorlardı.





Bazı yerlerde kızlar kamçılanmak yerine soğuk suyla ıslatılıyor

Artık aklımda sevimli kalmayacaksın Paskalya...Tavşanlar ve renkli yumurtalar olmayacak seni bana çağrıştıran...bir çift parlayan gözlük camıyla bana mani mırıldayan adam olacak hatıralarımda...

Paskalyafobik ettin beni gözlük camları parlayan adam...
















Yorumlar