Tekrar merhaba ÷)
Yaklasık beş gündür Prag'dayım. Aslında bu süre hala kendimi "gurbetçi" olarak tanimlayabilmem için gerçekten çok az fakat hayat kendi akışında seyrederken bir yerde kendini yalniz hissetmeye başladığını ve belki de ilerde daha da yalnız hissedeceğini sana hatırlatmıyor da değil.Yanımda en büyüķ destekçim tabii ki canım eşim var ve olacak. Bu his biraz kendimi toparlamamı sağlıyor. Ömrü boyunca İzmir'den adımını atmamış ve sadece 3 senelik şehir dışı tecrübesi yaşamış bir insan için bu hisler çok da abartı olmasa gerek÷)
Tamam susuyorum çünkü Avrupa'nın en şahane ülkelerinden birinde üstelik başkentinde yaşıyorum ve evet, kendimi yalnızlık ve yabancılık hissinden sıyırıp zamanımı şehri keşfetmeye adamalıyım÷)
Şu an için her şey yolunda. Sabahın erken sayılabilecek saatlerinde eşimle onun iş yerine yürüdük. Şu anda ise Náplavka boyunca yürüyorum ve Vltava nehrinin tadını çıkarıyorum. Sanırım her sabah bu ritüeli tekrarlayacağım evet:)
Yazacak şey bol ama yavaş yavaş yazacağım her şeyi. Bu sabah yürürken yaşadığım en güzel his, yaya yolundan arkamı kollamaksızın rahatça geçebilmek ve Prag'da yaşayan kadınların gerçekten hayatlarını rahatça yaşayabiliyor olduğunu gözlemlemek oldu.
Görünmez camdan bahsediyorum evet. Hani kadınlar olarak birçoğumuzun varlığını hissedemediği ama bizi hem maddi hem manevi yönden günlük hayatta tıkayan engeller. Kendimizi yapmaktan alıkoyduğumuz; içimizde bir yerlerde yapmayı çok istediğimiz fakat yalnız başına yapmaya çekindiğimiz ve bizi korkutan sosyal yaşam engelleri...
İşte tam bu noktada ben sadece şu fotoyu paylaşmak istiyorum. Nehirde, üstelik havanın şu an deli gibi soğuk olduğu Prag'da sabah saatlerinde, spor niyetine üşenmeyip kanosuna atlayan ve kürek çeken birçok kadın var. Kendi düşüncem olarak şunu söyleyebilirim; burada yaşayan kadınların sosyal hayat kalitesi bize göre o kadar yüksek ki kendilerine olan güvenleri hayatlarının her alanına yansıyor.
Şimdilik bu kadar. Şu an ellerim ciddi derecede dondu ve bu yüzden bu noktada; uzun zamandır kendimce hazırlamak istediğim bloguma başlayabilmemin mutluluğuyla, evime gidiyorum÷)
Yaklasık beş gündür Prag'dayım. Aslında bu süre hala kendimi "gurbetçi" olarak tanimlayabilmem için gerçekten çok az fakat hayat kendi akışında seyrederken bir yerde kendini yalniz hissetmeye başladığını ve belki de ilerde daha da yalnız hissedeceğini sana hatırlatmıyor da değil.Yanımda en büyüķ destekçim tabii ki canım eşim var ve olacak. Bu his biraz kendimi toparlamamı sağlıyor. Ömrü boyunca İzmir'den adımını atmamış ve sadece 3 senelik şehir dışı tecrübesi yaşamış bir insan için bu hisler çok da abartı olmasa gerek÷)
Tamam susuyorum çünkü Avrupa'nın en şahane ülkelerinden birinde üstelik başkentinde yaşıyorum ve evet, kendimi yalnızlık ve yabancılık hissinden sıyırıp zamanımı şehri keşfetmeye adamalıyım÷)
Şu an için her şey yolunda. Sabahın erken sayılabilecek saatlerinde eşimle onun iş yerine yürüdük. Şu anda ise Náplavka boyunca yürüyorum ve Vltava nehrinin tadını çıkarıyorum. Sanırım her sabah bu ritüeli tekrarlayacağım evet:)
Yazacak şey bol ama yavaş yavaş yazacağım her şeyi. Bu sabah yürürken yaşadığım en güzel his, yaya yolundan arkamı kollamaksızın rahatça geçebilmek ve Prag'da yaşayan kadınların gerçekten hayatlarını rahatça yaşayabiliyor olduğunu gözlemlemek oldu.
Görünmez camdan bahsediyorum evet. Hani kadınlar olarak birçoğumuzun varlığını hissedemediği ama bizi hem maddi hem manevi yönden günlük hayatta tıkayan engeller. Kendimizi yapmaktan alıkoyduğumuz; içimizde bir yerlerde yapmayı çok istediğimiz fakat yalnız başına yapmaya çekindiğimiz ve bizi korkutan sosyal yaşam engelleri...
İşte tam bu noktada ben sadece şu fotoyu paylaşmak istiyorum. Nehirde, üstelik havanın şu an deli gibi soğuk olduğu Prag'da sabah saatlerinde, spor niyetine üşenmeyip kanosuna atlayan ve kürek çeken birçok kadın var. Kendi düşüncem olarak şunu söyleyebilirim; burada yaşayan kadınların sosyal hayat kalitesi bize göre o kadar yüksek ki kendilerine olan güvenleri hayatlarının her alanına yansıyor.


Yorumlar
Yorum Gönder